BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
Kadın- Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi (BÜKÇAM)

 

Duyurular
Başkent'te Kadınlar Haftası III

SÖYLEŞİ...

CEREN DAMAR ETKİNLİĞİ...

Açılış: Prof.Dr.Ayşe Akın (BÜKÇAM)

Konuşmacı: Sema Gür

Moderatör:Öğr.Gör. Ezgi Türkçelik Türkel (BÜKÇAM)

BAŞKENT’TE Kadın Haftası III kapsamında Dünya Kadınlar Günü Anma Toplantısı - AÇILIŞ KONUŞMASI  (Prof. Dr. Ayşe Akın)

Sayın Hocalarım, Çok Değerli Katılımcılar…Sevgili Öğrencilerimiz,

 BÜKÇAM olarak 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ kapsamında düzenlediğimiz Toplantımıza  Hoş geldiniz…

Sözlerime 3 büyük teşekkürle başlamak istiyorum:

Birincisi; Üniversite yönetimimize: 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü,  sadece tek bir güne sıkıştırmak yerine, konu ile ilgili duyarlılığı artırmak amacı ile son 3 yıldır BÜ sadece kadınlar için değil tüm toplum için önemli ve anlamlı olan 8 Martları bir hafta süren yoğun etkinliklerle dile getirmektedir. Tabii bu farkındalık çalışmalarını da yıl boyu sürdürmektedir.

Bu yaklaşımda, Üniversitemizin öncü rolünün altını çizmek isterim…

İkinci teşekkürüm, bu günkü konuk konuşmacımız, taa İzmir’den bizler - sizler için bizi kırmayarak gelen Sn. Sema Gür’e. Kendisini birazdan daha ayrıntılı tanıyacağız.

Üçüncü teşekkürüm, tabii ki siz değerli katılımcılarımıza. Sizlerin varlığı bu güne bu haftaya özetle konuya,  anlam ve güç katmakta….

Değerli Katılımcılar, bugünkü programımızda, “Kadının Güçlenmesi” bağlamında bize ışık tutacak olan ve keyifle izleyeceğimizi düşündüğümüz   Sn. Sema Gür Hoca'mızın konuşmasına  ve sonrasına  sizin soru ve katkılarınıza daha çok süre bırakmak için biz  ev sahibi olarak çok kısa konuşmaya karar verdik….

Yine de ben iki konuda çok kısa bir şeyler söylemek istiyorum.

Birincisi; artık ezberlediğimizi düşündüğümüz, 8 Mart nedir?  Neden 8 Martları hala KUTLAYALIM demeye dilimiz varmıyor, gönlümüz razı olmuyor?

Hatırlayalım;

8 Mart 1857 New York’ta 40 bin kadının çalışma sürelerinin uzunluğu ve çalışma ücretlerinin azlığını protesto ettikleri gündür. Yani, bundan 162 yıl önce 40 bin kadın, hakkını aramak için biraraya gelip seslerini duyurabilmiştir. Öylesine duyurmuşlardır ki, o ses bugünlere dek gelebilmiştir….

1857’deki bu protestoda, polisin gereksiz müdahalesi ile bir tekstil fabrikasında çıkan yangın sonucu 129 kadın işçi yaşamını yitirmiştir.  

1908’de New York’ta 15.000 kadının "Ekmek ve Gül " sloganı ile haklarını talep ettiklerini, seslerini duyurmaya çalıştıklarını görüyoruz,  Sloganlarındaki  “Ekmek” yaşama güvencesini, karın tokluğunu, “gül” ise; daha kaliteli yaşamı simgeliyordu. Kadın hareketlerinde kurumsal düzeyde göze çarpan önemli atılımlar olan bu olaylar dünyadaki ilk kitlesel kadın hareketleri olarak değerlendirilmektedir.

Daha sonraki yıllarda kadınların mücadelesi pek çok ülkede benzer hızda devam etti. İdam edilenler, giyotine yollananlar…. Ve tarih kitaplarının bile yazmadığı başarılar…

  • 1960’ların sonuna gelindiğinde ABD ve Avrupa’da “Kadınların Kurtuluşu Hareketi” nin canlanması ile BM, 1975’i Kadın yılı, 1975-85 arasını ise BM kadın onyılı olarak ilan etti. Bu süreçte 16 Aralık 1977’de “8 Mart” “Kadın Hakları için Birleşmiş Milletler Günü” olarak ilan edildi ve 8 Martlar, bütün dünyada kadınların günü oldu.

Kadınlar için böyle özel bir anma gününün ayrılmasının esas amacı, her yıl - düzenli olarak kadınlarla ilgili sosyal haklar başta olmak üzere her alandaki ilerlemeleri ve sorunları gözden geçirerek, konunun savunuculuğunu sürdürmektir.

Değerli katılımcılar; hepimiz de iyi biliyoruz ki, insan haklarının kullanımında – toplumsal cinsiyet eşitsizliği başlı başına insan onuruna yakışmayan bir hak ihlali olup bu bağlamda dünyada gündem hala bitmemiştir.

Peki Acaba Kadınla İlgili Türkiye’de Gündemin durumu nasıl ????

  • Türkiye’deki kadın hareketlerinin tarihi de Cumhuriyet öncesine kadar uzanmaktadır. Dünyada eşit haklar isteyen kadınların mücadelelerinden etkilenen Türkiyeli kadınlar eğitim, çalışma ve oy hakkı için seslerini yüzyıldan daha uzun bir süredir duyurmaya çalışmışlardı….

  • Taki bu ses Büyük ATATÜRK tarafından duyulana kadar………

    Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte, “kadınların eşit haklara sahip olması gerektiği” gibi aydınlık bir düşünceyle dünyanın birçok ülkesinden önce, kadınlara sosyal ve siyasal (seçme ve seçilme gibi) haklar verilmiştir. Ancak bu ilerici haklar, çoğunlukla yasal düzeyde kalmış ve sosyal alanda aynı hızla ilerleme sağlanamamıştır.

    1980’lerde yükselen kadın hareketleri ile Türkiye’de kadınlar ayrımcılığa ve şiddete ses çıkarmış ve kadın hareketi, kadınların güçlenmesi ve özgürleşme çabalarına destek sağlamıştır.

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini “kadınların eğitim düzeyi, çalışma yaşamına ve siyasi yaşama aktif katılımı ve kadın sağlığı konusundaki göstergeler belirler”. Türkiye, bu açıdan değerlendirildiğinde; gösterilen tüm çabalara ve ilerlemelere rağmen hala olması gerekenden çok uzaktır; Bugün hala dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de, yoksulluktan en çok etkilenen kadınlardır. Eğitim ve sağlık hizmetlerinden en az yararlanabilenler kadınlardır. Kadınlar, bugün hala ucuz iş gücü kaynağı olarak görülmekte; ücret, emeklilik ve sosyal güvence söz konusu olduğunda eşit muamele görememektedirler. Türkiye imzaladığı “CEDAW, İstanbul Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, ICPD, Pekin” gibi uluslararası belgelerde taahhüt ettiği pek çok sözü hala yerine getirememiştir.

 Örnekler vermek gerekirse: Anne ölümleri gelişmiş ülkelere göre en az 10 misli yüksektir, anne ölümlerinin yaklaşık 3 te 2’ si önlenebilir nedenlere bağlıdır. Toplumsal cinsiyet kalıpları en fazla kadınları olumsuz etkilemeye devam etmekte, çocuklarda cinsiyet seçimi, kadınlara karşı şiddet, sözde namus cinayetleri gibi kabul edilemez uygulamalar hala süre gitmektedir… Kadın milletvekili oranı %17.3’tür. Erkek istihdam oranı %70 iken, kadın istihdam oranı %32’dir. 20-24 yaş grubundaki kadınlarda 18 yaşından önce evlenme oranı %15’tir. Bütün bunlara günümüzde kadını ayrı bir kalıba koyma çabalarını da eklersek sonuç Türkiye 2018 yılı toplumsal cinsiyet eşitsizliği endeksinde  analizi yapılan 149 ülke arasında 130. Sıradadır.

Anlıyoruz ve yaşıyoruz ki…..Türkiye’de de kadınla ilgili gündem bitmemiştir, hatta daha ciddi bir hale gelmektedir  !!.

Kadın Hakları için Birleşmiş Milletler Günü Olan 8 Mart, nerede ise başlangıçtaki önemini korumaktadır.

Tam da bu noktada kısa adı BÜKÇAM olan merkezimizden birkaç kelime ile söz etmek istiyorum;

1995-Pekin,  Dünya 4. Kadın Konferansı’na - ben de Türkiye Delegasyonundan biri olarak katılmıştım… Şöyle bir karar alındı: Kadın konusu önemli – son derece büyük eşitsizlikler mevcut o halde “ Her sektör gibi Üniversiteler de bu konuda rolünü gereği gibi oynamalıdırlar”.

Her Üniversitede, bir Kadın-Araştırma ve Uygulama Merkezi” kurulmalı ve bu Merkezler, toplumla da bütünleşerek, kadın sorunları bağlamında bilimsel araştırma, savunuculuk, çözüm modelleri geliştirmek gibi çalışmalar / faaliyetler yapmalı yani mevcut sorunlarda kendi kapasiteleri ile çözümün bir parçası olmalıdırlar.

 

Bu karar temel alınarak Dünyanın pek çok ülkesinde “Üniversite - Kadın Araştırma ve Uygulama Merkez"leri kuruldu.

İşte bizim Araştırma ve Uygulama Merkezimiz BÜKÇAM, 2001 yılında Üniversitemizin Kurucusu olan Prof. Dr. Sayın Mehmet Haberal tarafından kurulmuştur ve şu anda geldiği noktada, ulusal ve UA tanınırlığı olan ve son derece aktif bir Merkezdir. Faaliyetlerimizden birkaç örnek vererek sözlerimi bitireceğim; BÜKÇAM’ da konunun uzmanlarından oluşan yetkin ve deneyimli bir ekip var.

 

Çalışmamızdan bazı örnek başlıklar seçtim:

  • Ulusal ve Uluslar arası Danışmanlıklar: AB, DSÖ, UNFPA, işbirlikleri ile Toplumsal cinsiyet, haklar, kadın sağlığı, kadınlara yönelik şiddet gibi konularda yürütülen çalışmalar yapmaktayız, Global ve Ulusal Stratejik planların hazırlanmasına katkı sağlamaktayız…

  • Türkiye’nin 117 Üniversitesinde YÖK işbirliği ie yürüttüğümüz KYŞ ve Tcekonularındaki araştırmamız….

  • Ankara, Düzce, Kırşehir ve Nevşehir illerimizde kadınlara yönelik şiddet ile mücadele konusunda 2 yıl süre ile yürüttüğümüz çalışmamız,

  • BM Nüfus Fonu işbirliği ile Çocuk yaşta evliliklerle mücadele modeli geliştirmek üzere – Nevşehir’de yaptığımız çalışma halen devam etmekte…

  • Öğrenci topluluklarımızın işbirliği ile başlattığımız toplumsal cinsiyet konusundaki savunuculuk çalışmalarımız…

    Bunlar Merkezimizin çalışmalarından sadece bazı örnekler…..

     

    BÜKÇAM ekibi adına hepinize, Sn. Sema Gür Hocamıza tekrar teşekkür ediyor ve HOŞGELDİNİZ diyorum.

    Saygılarımla…

     

    Prof.Dr.Ayşe AKIN