BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
Kadın- Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi (BÜKÇAM)

 

Duyurular
25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü

Baskı veya özgürlüğünü engelleme de dâhil kadınların; fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zararı veya ıstırabı ile sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan tüm eylemler kadınlara yönelik şiddet anlamına gelmektedir. Kadına yönelik şiddet, bir insan hakları ihlalidir ve suçtur. 

Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün 2014 yılında yaptığı Kadınlara Yönelik Aile içi Şiddet Araştırması’na göre, Türkiye’de kadınların %36’sı fiziksel şiddete, % 44’ü duygusal şiddete, %12’si cinsel şiddete maruz kalmaktadır. 

Kadına yönelik şiddetten ölen kadınların anısını yaşatmak için internet üzerinden kurulmuş ve her gün güncellenen Anıt Sayaç’ta toplanan verilere göre ise, Türkiye’de 2018 yılında 337 kadın cinayeti işlenmiştir.

Türkiye, imzalamış olduğu Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi gereği; kadınlara yönelik şiddeti önlenmesi, şiddete maruz bırakılan kadınları ve çocukları her tür şiddetten korunması amacıyla nitelikli ve yeterli sayıda koruma ve destek mekanizmalarının oluşturulması, şiddetin faillerinin cezalandırılması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda bütüncül politikalar geliştirilmesinden sorumludur. 

Ayrıca, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların şiddetten korunması konusunda pek çok olumlu düzenleme getirmiştir. Ancak sözleşmelerin ve kanunların yaşama geçirilmesi önünde birçok engel bulunmaktadır. 

Türkiye’de kadın örgütleri ve üniversite kadın araştırma ve uygulama merkezleri, yıllardır kadınlara yönelik şiddetekarşı mücadele vermektedir. Şiddetin kaynağının toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunu vurgulamakta ve toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Kadınların yıllar süren mücadeleleri; şiddetin sonlanmasının ve uluslararası sözleşmelerin ve şiddetle ilgili ulusal yasaların gereğinin yerine getirilmesinin ancak güçlü bir siyasi irade ve bütüncül politikalar geliştirilmesi ile mümkün olduğunu göstermektedir.

Bunlara paralel olarak, yakın dönemde açıklanan İstanbul Sözleşmesi’nin nasıl uygulandığını inceleyen GREVIO(Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu), Türkiye raporunda; “Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin durumun karmaşık bir tablo sunduğunu, ilerlemeye yönelik bulguların, endişe verici sebeplerle bir arada var olduğunu” belirtmektedir. Raporda, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri konusundaki çalışmalar olumlu uygulamalar olarak gösterilirken; şiddetin otoritelere nadiren bildirilmesi, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına yönelik kısıtlamalar, zorla ve erken yaşta evlilikler, şiddete maruz kalan kadınların suçlanması ve cezasızlık gibi sorunların şiddetin ortadan kaldırılması sürecine gölge düşürdüğü vurgulanmaktadır. Ayrıca, sürdürülen kamu politikalarında aileye ve kadınlara yüklenen anne ve bakıcı gibi geleneksel rollere öncelik verilmesinin, şiddetle mücadelenin önünde engel oluşturduğunun altı çizilmiştir

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bugün Türkiye’dekadınlar, şiddetin son bulmasıiçin dünya kadınlarıyla dayanışma içinde seslerini yükseltiyorlar. Şiddetle mücadele mekanizmalarının tam ve eksiksiz olarak oluşturulması ve uygulanması, şiddetin cezasız kalmaması için mücadele ediyorlar. Şiddetten uzak bir yaşam kurmak ve birlikte güçlenmek için kadınların mücadelesine hep birlikte destek verelim.

Dayanışmayla, 

BÜKÇAM ekibi